[ Kitap Yorumu #6 ] Mütevazi Bir İntikam - Bahadır Cüneyt Yalçın






Herkese Selam! 


Bugün size son zamanlarda okuduğum en değişik ve en hoş kitaplardan birinden bahsetmek istiyorum: Mütevazı Bir İntikam... 




Yazıma geçmeden önce kitabı inceleyebilmeniz için bu linki buraya bırakıyorum: İnceleme Linki - İdefix





Yine kütüphane maceralarımdan birinde rastladım kendisine. Aslında biliyor musunuz, kütüphanelerin en iyi tarafı bu bence. Asla haberdar olmadığın bir kitapla tanışmanı sağlıyor. Şahsen ben kütüphane yerine bir kitapçıya gitseydim değil kitabı almak, fark edemezdim bile. Çünkü biz insanlar kalıplaşmış şeyleri severiz. Bir kitapçıya girdiğimde alacağım kitap veya bakacağım raflar bellidir, ne yazık ki diğerlerine şans tanıma konusunda çok acımasızım. Yinede hoca hesabı; hırsızın hiç mi suçu yok? Peşinden atlı kovalıyormuşçasına koşan zamanın peşinde ilgi duyduğum kitapları bile okuyamazken kaldı ki yeni keşiflere zaman ayırmak... 




Her neyse, vermek istediğim mesajı aldınız sanırım. 



Bundan nefret etsem de kitap kapakları beni çok etkileyebiliyor. Kitabı kapağına göre yargılamak berbat bir şey olsa gerek. Tekrar hoca efendinin sözüne hatırlatarak, yadsınamaz bir şekilde insanım. Hazlarım var, estetik duygum var ve en önemlisi güzel şeyler hep ilgimi çeker. Evet, Mütevazı Bir İntikam'da da yaşadığım tam da buydu. Kapağı diğer kitaplar arasında parlıyordu, komik gelebilir ama bir ara kitabın dillenip beni oku dediğini bile hissettim. Aslında ismi gibi kapağı da mütevazi ama yinede bu çok hoş olduğu gerçeğini değiştirmez değil mi? 





Kitabı okumaya karar vermeniz için arka kapak yazısını okumanız yetiyor zaten, sadece arka kapak yazısıyla beni bu kadar eğlendiren kitap çıkmamıştı doğrusu.



                            "Bizi Kelimeler Kurtaracak."


       "Toprak otu verir, İnek otu yer. Sen ineği yersin, toprak seni alır."

           
             "Keser ve sap dönerken hesabın canı çekmeyecek mi?"

(Bunlar yalnızca arka kapaktan, binlerce alıntı çıkartabilirim.)





Immmm, benim pek kitap çizme adetim yoktur. Bir kitapta güzel bir cümle gördüm mü aklıma kazımak isterim eğer unutmayacağım kadar güzel değilse de, ne önemi var?


Ama Mütevazi Bir İntikam bana ezber bozdurdu. Elimde fosforlu bir kalemle okudum tüm kitabı diyebilirim. Kitap bir çok komik ve düşündürücü diyalog ve satırlara sahip. Ve sanırım kitabı gözümde böylesine değerli kılan şeylerden biri de yazım tekniği. Yazarımız sevgili Bahadır Cüneyt Yalçın tek bir teknikten yararlanmamış: günlük, anı, köşe yazısı hatta telefon konuşmalarını bile kullanarak güzel bir harmoni yaratmış diyebilirim.



Kurgu ve karakterlere gelecek olursak: acı haber dostlarım, bu kitapta klişe yok! Gerçekten yok. Baştan sona olayları kafamda canlandırıyorum da, gerçekten klişe veya sonu tahmin edilesi hiçbir şeye rastlamadım. Kurgu aslına bakarsanız bir tesadüfler dizisinden oluşuyor yani kıyıda köşede veya adı lafta kalan bir karakter çok önemli bir kişi olarak karşımıza çıkabiliyor. Kitabı okurken dünya sadece bir avuç insandan ibaretmiş hissine kapılabilirsiniz çünkü ben öyle hissettim. Zekice tasarlanmış ve okurken %99 keyif alacağınız bir kurgusu var. (spoi vermemek için çenesi hemen kapıyor)




"Uyanması gereken adamın beş dakikası, borsada altı saatten daha çok kâr eder. "



"Masa tenisi mi, pinpon mu? Ne kadar saygın bir spor olmak istediğine bağlı."


"Bana bak hayatta her şey geçer, bazı şeylerin izi kalır. Sivilcelerin prensibi budur." 


           "Sadece gerçeğe odaklanırsan, hakikati kaçırırsın." 



Dediğim gibi, daha binlerce yazabilirim, en iyisi alıntılar psikolojisinden çıkıp kitap yorumumuza geri dönelim. Yinede siz daha fazla alıntı isterseniz 1000 Kitap 
      bakabilirsiniz. 





Ne diyorduk? Karakterler. Bir hikaye ne kadar iyi olursa olsun benim için asıl olan karakterlerdir. Eğer karakterleri benimseyip sevemezsem, hikayenin içine de giremem. Ama ben Ali'yi çok sevdim. Gerçekten, ilk defa bir kitap karakterine aşık olmaya bu kadar yaklaşıyorum. Size kısaca Ali'den bahsetmek gerekirse: Sekreter (erkek sekreter olur mu demeyin, mis gibi sekreter işte.) Aynı zamanda bir spor dergisinin mizah köşe yazarı ve evinin duvarları kitap sayfalarıyla kaplı. Tabi ki kendi kitaplarına kıymadı, sahaflardan aldığı 2-3 liralık kitapların sayfaları ve şekerli suyla tüm boyası dökülmüş duvarlarını kapladı. Sizce de çok hoş değil mi? Düşününce insana sanki bir kitabın içinde yaşıyormuş hissi veriyor. 


Peki başka kim mi var? Adı üstünde cevval Şevval var, kendisi Türkçe Öğretmeni olur. Sonra Şevvalin söylemeyi sevdiği gibi Aleksi Pavloviç var. Aleksi aslında bir ptt memuru. Onun biraz deli olduğunu sanabilirsiniz ama hayır, o biraz fazla zeki ve herkese Aleksi gibi seven aşık lazım. 




Çok garip bir ekip değil mi? Bence de. Ama onları bir araya getiren tesadüfler daha garip. Lezzetinden bir saniye ödün vermeyen oldukça keyifli bir kitaptı. Tavsiye ediyorum, yaz - kış iyi gider... 



"Halat çekme yarışı 1900 - 1920 arasında olimpik spordu. Sonra ilkokul piknikleri müfredatına girdi. Allah kimseye böyle bir kariyer düşüşü nasip etmesin." 



  "Gözler yalan söylemez derler, şimdi gözlerime yalan söyleteceğim." 




Kitaba Puanım : 5/4 


3 yorum:

  1. Yazılarına aşığım *-* Başlardaki muhabbet eder gibi hissettiren kısımlara ayrı aşığım *-* Çok güzel olmuş ve cidden kapağa göre yargılamak benimde çok yaptığım ve nefret ettiğim bir şey

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa Gülşah! Seni yerim! Gerçekten böyle düşünmen beni çok mutlu ettin. Çünkü kötü bir blogger olduğumu düşünüyorum.

      Sil
  2. merhaba,
    yeni kitabımız çıktı :)

    http://aprilpublishing.com/book/eski-kazim-uzaya-gidiyor-tr

    YanıtlaSil