[ Kitap Yorumu #3 ] Serenad - Zülfü Livaneli



Uzun, çok uzun hatta asırlar gibi gelen bir sınav haftası sonunda özgürlüğümü elde ettim ve birazcıkta sevdiğim şeylere vakit ayırma imkanını yakaladım.



Sevdiğim şeylerden kastım kitap okumak ve internette vakit geçirmek. 




"İnternette Vakit Geçirmek" böyle söyleyince çok sığ bir davranış olarak gelmiyor mu kulağa? Sanki hobilerim yada boş vakitlerimde yapmaktan hoşlandığım şeyler klasik müzik dinlemek, bilimsel araştırmalar yapmak veya belgesel izlemek olmalıymış gibi hissediyorum.  Yinede boş vakitlerimde yapmaktan en çok keyif aldığım şey fütursuzca internete sörf yapmak. Biz yakın çağın global insanları,  vazgeçemiyoruz şu meretten. 




Okulla adeta bir bütün olduğum geçtiğimiz günlerde il kütüphanesine pek gidemedim bu yüzden de bir nebze teselli olsun diye pek te uğramadığım okul kütüphanesinde vakit geçirmek zorunda kaldım. Yüzlerce kitabı olan yada sürekli kitap alan şanslı insanlardan değilim ne yazık ki. İşte bu noktada kütüphaneler benim can yoldaşım, dert ortağım oluyorlar. 




Okul kütüphanesine karşı adını koyamadığım bir sebepten dolayı ön yargı besliyordum. Sanırım " okul kütüphanesi " olmasından kaynaklanıyordu bu ön yargı,  isminde okul kelimesi geçiyor çünkü;  okulla alakalı ne iyi olabilir ki? 




Dil anlatım sınavından çıktıktan sonra öğle arası yapacak daha iyi bir şey bulamadığım için okul kütüphanesine gittim ve gerçekten çok güzel kitaplar olduğunu gördüm. Okumak istediğim bir çok kitabın, hemen yanıbaşımda, iki derslik ötede olduğunu bilseydim şu an okuma listemde ki bir çok kitabın adı çizilmiş olurdu.  




Kitap raflarının arasında bir müddet gezdikten sonra " Ölü Ozanlar Derneği "ni almaya karar vermiştim ki masanın üstüne öylece bırakılmış " Serenad "ı gördüm. Zülfü Livaneli'nin adını çok duymuştum ve en sevdiğim öğretmerlerden birininde hali hazırda bunu okuyor olması çok ilgimi çekmişti. Ölü Ozanlar Derneğini başka zaman almak üzere yerine koydum ve Serenad'ı aldım. 





Çoğu kitabın ilk 40 sayfası sıkıcıdır ama Serenad daha ilk cümlede beni içine çekti. Anlatım üslubuna bayıldım kitap boyunca okuma yapmıyormuşumda ana karakter olan Maya bana olup bitenleri anlatıyormuş hissine kapıldım. Livaneli'nin su gibi bir kalemi var, zaten kitabı okurken de zaman su gibi geçiyor. 




Kitabın konusu bana çok orijinal geldi. Az çok bir şeyler karalayan bir insan olarak okuduğum her kitabı derecelendiririm ; bu etkide bir şey yazabileceklerim ve yazamayacaklarım. Serenad kesinlikle benden arşın arşın yukarda.  Zülfü Livaneli isminin hakkını sonuna  kadar veriyor.




Dediğim gibi, kitabın konusu gerçekten çok güzel ama Serenad sadece bana iyi bir hikaye anlatmakla kalmadı.  Kitap bana tarihi ve kültürel birçok şey öğretti. En basitinden Pera Palas ; Agatha Christie'nin İstanbul'da, Pera Palasta roman yazdığını yada Osmanlı zamanından kalma bir otel olduğunu bilmiyordum. Şimdi İstanbulda gezilecek yer listemin başlarında geliyor bu tarihi otel.

Uzun lafın kısası, çok güzel kitaptı. Sınav haftam olmasına rağmen 3 günde bitti varın gerisini siz düşünün.
 





Kitaba Puanım  : 5/5 


Sevgilerimle...

0 yorum: